Bilgi ve Hikmet Eğitimi

CUMA HUTBESİ

Muhterem Müslümanlar!
Okullarda ve üniversitelerde yeni bir eğitim-öğretim yılına daha başlamak üzereyiz. Rabbimiz evlatlarımıza, gençlerimize ve ilim yolunda gayret eden herkese yeni dönemde başarılar, zihin açıklığı ve hayırlı neticeler nasip eylesin.

Ancak unutmayalım ki eğitimin asıl gayesi, insanı sadece bilgi sahibi yapmak değil; ona güzel ahlak kazandırmak, salih amellere yöneltmek ve topluma faydalı bir fert olarak yetiştirmektir. Bu gayeye ulaşmanın en önemli yolu ise ilimlerin en yücesi olan Kur’ân-ı Kerîm’i ve yüce dinimiz İslam’ı doğru bir şekilde öğrenmektir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Sizin en hayırlınız, Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.”[1]  buyurarak bizlere bu hakikati haber vermiştir. Öyleyse hangi alanda ilim tahsil edersek edelim, Kur’ân ve din eğitimini hayatımızın merkezinde tutmalıyız. Çünkü dinimizi doğru öğrenmek ve öğrendiklerimizi hayatımıza yansıtmak dünyada huzurun, ahirette ise ebedî kurtuluşun en önemli vesilelerindendir.

Değerli Müminler!
Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır: “Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir dalâlet içinde idiler.”[2]  Bu âyet-i kerimede Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere bir lütuf olarak Kur’ân’ı ve hikmeti öğretmek için gönderildiği açıkça bildirilmektedir. Şüphesiz insan bunları öğrenerek kötülüklerden uzak durur, nefsini tezkiye eder ve en önemlisi Rabbinin rızasına uygun yaşamayı öğrenir. Yaratılış gayesini Kur’ân ile kavrar; güzel ahlakı, erdemi, iyiliği ve takvayı onunla kuşanır.

Hikmet sayesinde insan doğru ile yanlışı, hak ile batılı, hayır ile şerri birbirinden ayırt eder. Zira hikmet; Allah’ın hükümlerini ve dinin güzelliklerini bilmek, O’nun emirlerindeki rahmet ve faydayı idrak etmek ve insanı yanlış yollardan koruyan derin bir anlayışa sahip olmaktır. Hikmet sahibi kimse sadece bilen değil; bildiğiyle amel eden, konuşurken doğruyu söyleyen, davranışlarında ölçülü olan ve her işinde Allah’ın rızasını gözeten kimsedir. Bu sebeple hikmet, kuru bir bilgi değil; bilgiyi hayata taşıyan, insanı olgunlaştıran ve ahlakını güzelleştiren bir nurdur.

Aziz Cemaat!
Kur’ân-ı Kerîm’de, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?[3]  buyrularak dinini bilen ve bildikleriyle amel eden Müslüman övülmekte, ilim öğrenmeye teşvik edilmektedir. Nitekim günlük namazlarımızı hakkıyla eda edebilmemiz Kur’ân-ı Kerîm’i doğru okuyabilmemize; doğru bir inanca sahip olabilmemiz ise sahih dini bilgiye bağlıdır.

Bu sebeple çocuklarımızı camilerimizde ve eğitim merkezlerimizde verilen derslere kaydettirmeyi, onları bu derslere özendirmeyi ihmal etmeyelim. Aynı şekilde yaşımız ne olursa olsun dini bilgilerimizdeki eksiklerimizi gidermeye ve kendimizi bu alanda geliştirmeye gayret edelim. Zira yüce dinimiz İslam ilim öğrenmeyi kadın erkek her Müslüman için temel bir vazife kabul etmiştir.

Kardeşlerim!
Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yaptığı bu güzel dua ile hitama erdirmek istiyorum: “Allah’ım, fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.[4]  Amin.

[1] Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15.

[2] Âl-i İmrân suresi, 3:164.

[3] Zümer suresi, 39:9.

[4] Müslim, Zikir, 73; Nesâî, İstiâze, 65.

Hutbe – Türkçe

Hutbe – Almanca

Hutbe – İngilizce

Hutbe – Fransızca

Hutbe – Arapça

Hutbe – Felemenkçe

Hutbe – İsveççe
Hutbe – Danca