Gençliğin Anlam Arayışı

CUMA HUTBESİ

Aziz Müminler!

İnsanın Kur’an-ı Kerim’de anlatılan tarihi beşerlikten âdemliğe, oradan ahsen-i takvîm insanlığa doğru yürüyüşün ve gelişimin serüvenidir. İnsan kendisine bahşedilen akıl, ifade ve irade nimetleri ile diğer yaratılmışlardan farklıdır. Yaratıcının insan ile kurmuş olduğu ilişki de bir efendi-köle ilişkisi değil bir “misak”, karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme ilişkisidir.

Akıl, irade ve beyan sahibi insan, kendini içerisinde bulduğu hayatı anlamlandırmak isteyen bir varlıktır. Özellikle gençlik dönemi bu anlam arayışının en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Gençler bugün insanoğlunun kadim sorularını daha yüksek sesle sormaktadır. “Ben kimim? Niçin yaşıyorum? Nereden geliyor ve nereye gidiyorum?” Bu sorular bir problem değil; bilakis bir arayış ve insan olmanın tabii bir sonucudur. Asıl problem bu sorulara sahih ve doyurucu cevapların bulunamamasıdır.

Muhterem Kardeşlerim!

Çağımız gençlere çok şey vadetmekte, fakat onlara sağlam bir anlam sunamamaktadır. Modern akımlar, hayatı sadece haz, hız ve başarı üzerinden tanımlamakta, nihilist yaklaşımlar ise her şeyin anlamsız olduğunu fısıldamaktadır. “Her şey senin için” denilen bir dünyada genç, çoğu zaman “tatminsizlik” gerçeği ile yüzleşmekte, kendini değersiz ve yalnız hissedebilmektedir. Çok şeye ulaşan ama hiçbir şeyle tatmin olamayan bu ruh hâli çağın ürettiği derin bir anlam kaybının sonucudur.

Aziz Cemaat!

Hâlbuki hayat başıboş bir akış değildir. Ömür, tüketilmek için verilmiş bir zaman dilimi değil, emanet olarak sunulmuş bir fırsattır. Yüce Allah “Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?”[1] buyurarak hayatın rastlantı olmadığını açıkça bildirir. Her nefes, her gün ve ömrün her dönemi sorumlulukla anlam kazanan bir yolculuktur. Gençlik ise bu yolculuğun en güçlü, en bereketli safhasıdır.

Kıymetli Müminler!

Din gençliğe hazır sloganlar değil, sağlam bir anlam zemini sunar. İslam insana şunu söyler: ‘Sen tesadüf değilsin, yük değilsin, değersiz değilsin. Sen bilinçle yaratıldın, sorumlulukla donatıldın ve başı boş bırakılmayıp muhatap alındın’ der. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gençliğin değerini hatırlatarak, “Kıyamet günü kul, ömrünü nerede tükettiğinden ve gençliğini neyle geçirdiğinden hesaba çekilecektir.[2] buyurmuştur. Bu, genci korkutmak için değil, genelde ömür nimetine ve özelde gençlik çağına verilen değeri göstermek içindir.

Değerli Kardeşlerim!

Gençler sert değil, samimi dil ister. Gençliğin gönlü baskı değil, muhatap alınmak ister. Onlara “Neden böylesiniz?” demek yerine “Sizi anlıyoruz.” diyebilmek gerekir. Evlerimiz, camilerimiz ve cemaatimiz genç için yargı mekânı değil, güven mekânı olmalıdır. Çünkü anlam ancak güven ortamında inşa edilen aidiyetle oluşur ve kuvvet kazanır.

Aziz Müminler!

Geliniz, gençliğe hazır reçeteler değil, yürünebilir bir yol gösterelim. Sabırla, merhametle ve hikmetle… Rabbim gençlerimizi anlam arayışında sahih yollara yönlendirsin, kalplerine imanla birlikte umut ve istikamet nasip eylesin. Amin.

 

[1] Mü’minûn suresi, 23:115

[2] Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 1

 

Hutbe – Türkçe

Hutbe – Almanca

Hutbe – Fransızca

Hutbe – Flemenkçe

Hutbe – Fransızca

Hutbe – Ingilizce

Hutbe – Danca