İslam Düşmanlığına Karşı Onurlu Duruş

CUMA HUTBESİ

Aziz Müminler!

Her çağın kendine özgü imtihanları vardır. Bugün Müslümanların önemli imtihanlarından biri de ön yargı, ayrımcılık ve İslam düşmanlığıdır. Kavram olarak İslam düşmanlığı İslam’a ve Müslümanlara karşı geliştirilen korku, nefret ve düşmanlığı ifade eder. Bu anlayış, Müslümanların dinî kimlikleri sebebiyle dışlanmasına, ayrımcılığa uğramasına, İslam’ın yanlış tanıtılmasına ve toplum nezdinde bir tehdit gibi gösterilmesine zemin hazırlamaktadır. Böylece Müslümanlar, kimi zaman isimleriyle, kıyafetleriyle, ibadetleriyle veya inançlarını açıkça yaşamaları sebebiyle ötekileştirilebilmektedir.

 

Aziz Kardeşlerim!

İnancımız sebebiyle dışlanmak, hakarete uğramak veya haksızlığa maruz kalmak elbette ağır bir imtihandır. Ancak mümin, yaşadığı zorluklar karşısında kimliğinden utanmaz, inancından taviz vermez. Aynı zamanda öfkeye kapılarak adaletten de ayrılmaz. Çünkü Müslümanın gücü öfkesinden değil, ahlakından gelir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olan davranışla sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.”[1] Bir başka ayette ise “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha uygundur.“[2]buyurulmaktadır. Rabbimizin bu emirleri, bize kim olursa olsun adaletten ayrılmamayı, kötülüğe kötülükle değil hikmet ve güzel ahlakla karşılık vermeyi öğretmektedir.

 

Kıymetli Müslümanlar!

Avrupa’da yaşayan Müslümanlar olarak en büyük sorumluluklarımızdan biri, İslam’ı temsil ettiğimiz bilinciyle yaşamaktır. Komşuluğumuz, ticaretimiz, aile hayatımız, iş ahlakımız ve topluma katkımız; dinimiz hakkında söylenen sözlerden daha etkili bir şahitliktir. Nice ön yargılar güzel bir selamla, nice yanlış kanaatler dürüst bir davranışla, nice kalpler ise samimi bir tebessümle değişebilir. Unutmayalım ki insanlar çoğu zaman İslam’ı önce Kur’an’dan değil, Müslümanlardan tanırlar.

Resulullah (s.a.v.) “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mümin de halkın canları ve malları konusunda kendisinden emin oldukları kimsedir.”[3] buyurmuştur. Başka bir hadîs-i şerifte ise “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.“[4] buyurulmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisine hakaret edenlere karşı dahi vakarını korumuş, zulme uğradığında hukuktan ayrılmamış, hatta merhametli olmayı seçerek insanları kazanmayı tercih etmiştir. İşte onun sünneti, bugün de bizlere en doğru yolu göstermektedir.

 

Aziz Müminler!

Onurlu duruş öfkeye teslim olmamak ve ilkelerden taviz vermemektir. Kimliğimizi korkmadan taşıyalım, haklarımızı hukuk içinde arayalım, çocuklarımıza İslam’la iftihar etmeyi, aynı zamanda farklı inanç ve kültürden insanlarla adalet, saygı ve nezaket içinde yaşamayı öğretelim. Toplumun huzuruna katkı sunan, güven veren ve üreten bireyler olalım. Çünkü İslam düşmanlığına verilecek en güçlü cevap örnek bir Müslüman şahsiyeti ortaya koymaktır. Unutmayalım ki İslam’ın izzeti hakikat, vakar, sabır ve güzel ahlakla korunur.

Rabbimiz bizleri kimliğini izzetle taşıyan, adaletten ayrılmayan, merhameti ve hikmeti elden bırakmayan kullarından eylesin. Âmin!

[1] Fussilet suresi, 41:34

[2] Mâide suresi, 5:8

[3] Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8

[4] Buhârî, İlim, 11; Müslim, Cihâd, 6

 

Hutbe – Türkçe

Hutbe – Almanca

Hutbe – İngilizce

Hutbe – Arapça

Hutbe – Felemenkçe

Hutbe – İsveççe

Hutbe – Danca