KADINLAR TEŞKİLATI

IGMG’nin Kadın İdarecilerinden Belçika’da Coşku Dolu Buluşma

IGMG’nin kadın idarecileri  “Bir Dava Bin Umut” sloganı altında Kadınlar Teşkilatı (KT) ve Kadınlar Gençlik Teşkilatı (KGT) tarafından Belçika Genk’te düzenlenen İdareciler Günü’nde bir araya geldi. Çeşitli ülkelerden Müslüman kadın temsilcilerin yer aldığı programda Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subasiç de katıldı.

İtalya’dan İngiltere’ye, Kanada’dan Avustralya’ya ve Türkiye’den Balkanlar’a, Kıbrıs’tan Kırgızistan’a IGMG teşkilatlarının 3 binden fazla kadın idarecisi İdareciler Günü’nde bir araya geldi. Büyük bir heyecan ve coşku içinde geçen programa; KT’nin ilk  Başkanı Güleser Topuz, ikinci başkanı Zehra Dizman, KGT eski başkanlarından Nurcan Demiryürek ve Fatma Gencal’in yanı sıra bölge ve şubelerden de emektar ve aktüel idareciler de yer iştirak etti.

KT Başkanı Handan Yazıcı; “Bir Dava Bin Umut sloganı bizim için sadece bir kelime değil; bir duruş, bir kararlılık ve bir iman beyanıdır.” dediği konuşmasına şöyle devam etti: “Çünkü biz biliyoruz ki bir dava; sadece bir mücadele değildir. Bir dava; bir annenin duasıdır, bir gencin istikametidir, bir toplumun geleceğidir. Ve o davaya inanan her yürek, başlı başına bir umuttur.”

KT Başkanı Handan Yazıcı

35. yıl vurgusu

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.” ayetine işaret eden Yazıcı “Bu ayet bize açık bir hakikati hatırlatır: Kadın, bu davanın merkezindedir. Her dönemde, her coğrafyada. Bugün Gazze’de bir anne sabrıyla, Bosna’da bir kadın duruşuyla, Sudan’da bir kadın direnişiyle; Doğu Türkistan’da bir kimliği koruma mücadelesiyle. Ümmetin kadını hep sahada olmuştur. Onlar ümmetin onurunu taşırken; sizler de bulunduğunuz yerlerde nesli, kimliği ve değerleri koruyarak aynı davayı omuzluyorsunuz. Çünkü ümmet kadını olmak; şartlara göre değişen bir duruş değil, iman ile sabit kalan bir duruştur.” şeklinde konuştu.

Yazıcı, IGMG Kadınlar Teşkilatı’nın kuruluşunun 35. yılını doldurduğunu belirtti. IGMG’nin en büyük gücünün mensuplarının inancı ve samimiyeti olduğunu vurguladı. IGMG’nin vizyon ve misyonuna değinen Yazıcı, Kadınlar Teşkilatı’nın bu misyon ve vizyonun en güçlü taşıyıcılarından olduğunun altını çizdi.

“İslam’ı kavrayamayanlar, İslam’da kadının makamını anlayamazlar”

Teşkilatın köklü yapısına dikkat çeken KGT Başkanı Zehra Karataş, süreklilik vurgusu yaparak şunları söyledi: “Bizler kökü geçmişte, gövdesi günümüzde, meyvesi ise gelecekte olan; sürekli üreten, dinamik bir teşkilatın mensuplarıyız. Bizim davamızda zaman durmaz. Çünkü biz, yeryüzünün her bir karesine yayılmış büyük bir aileyiz. Bu süreklilik, azmimizin ve davamızın büyüklüğünün nişanesidir.”

 

KGT Başkanı Zehra Karataş

Dünyanın bir emanet olduğuna işaret eden Karataş, “Bilmeliyiz ki duruşumuz bir mesaj, hayatımız ise o mesajın yaşayan bir örneğidir.” dedi. Gençlerin temsil sorumluluğuna dikkat çeken Karataş, Müslüman kadınların toplumdaki rolüne ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Yaşadığımız toplumlarda Müslüman genç kimliğimizle bulunduğumuz her ortamda İslam’ı en iyi şekilde temsil ediyoruz. İslam’ın özünü ve ruhunu kavrayamayanlar, kadının İslam’daki muazzam konumunu da anlayamazlar. Bugün bu salonu dolduran binlerce Müslüman kadın, ortaya atılan iddiaların ne kadar gerçek dışı olduğunun en canlı göstergesidir. Bizler hayatın dışında değil; aksine toplumun tam merkezinde, hayatın kalbindeyiz.” 

Karataş şöyle devam etti: “Artık bizler; topluma ve siyasete yön veren, etkin bir nesil olacağız. Tüketen değil; değerlerini sahiplenen, fikir geliştiren, teknoloji ve iyilik inşa eden bir toplumun öncüleri olacağız. Başkalarının bizim hakkımızda veya bizim adımıza konuşmasına izin vermeyecek; kendi sözümüzü kendimiz söyleyeceğiz. Toplumun en ücra köşesinde değil, tam merkezinde saf tutacağız. İnsanlığın sorunlarına çözüm üreten birer mimar olacağız.” 

 

 

“Teşkilat bugünlere adanmışlıkla geldi”

IGMG’nin kadın idarecilerine hitap eden Genel Başkan Kemal Ergün,  teşkilatın ulaştığı seviyenin ardında samimiyet ve adanmışlığın bulunduğunu vurguladı: “Bugün teşkilatımız altı kıtada, onlarca ülkede milyonlarca insana hizmet ulaştırabiliyorsa; bu başarı adanmış bir ömrün ve ihlasla verilen mücadelenin neticesidir.” dedi. Kadınların emeği olmadan bunun mümkün olmadığına işaret etti. Kadının İslam’daki konumuna dikkat çeken Ergün, Allah katında değer ölçüsünün cinsiyet değil, iman olduğunu ifade etti. Peygamber Efendimizin hayatından örnekler veren Ergün, kadınların İslam tarihi boyunca aktif roller üstlendiğini hatırlattığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Allah Resûlü’nün hayatı bize şunu öğretir: Kadın, toplumun kenarında duran bir figür değil; hayatın merkezinde, imanın, aklın, merhametin ve dirayetin taşıyıcısıdır. Uhud Savaşı’nda Hz. Ümmü Ammare’yi hatırlayın. Peygamber Efendimizi korumak için bedenini siper eden bir kadın. Hendek Savaşı’nda Rufeyde el-Eslemiyye’yi düşünün. İlk sahra hastanesini kuran bir kadın!”

 

İslam’ın kadına bakışının sınırlayıcı değil, aksine özgürleştirici olduğunu vurgulayan Ergün şöyle konuştu: “İslam, kadına tek tip bir hayat dayatmaz. Kadını kalıplara sıkıştırmaz, sınırlamaz. Aksine onun fıtratını, potansiyelini ve iradesini özgür bırakır, açığa çıkarır.”

Toplumsal gerçekliğe de değinen Ergün, Avrupa’daki başörtüsü tartışmalarına işaret etti. “Almanya’da başörtülü bir kadının hâkim olması neredeyse imkânsız. Avusturya’da başörtüsü yasakları tartışılıyor, İsviçre’de ise bu tartışmalar yıllardır devam ediyor. Müslüman kadınlar, İslam’ın en görünür temsilcileri olarak ayrımcılığa, ötekileştirmeye ve zaman zaman açık düşmanlığa maruz kalıyor.” diyen Ergün Müslüman kadınların buna karşılık yılmadan mücadele ederek toplumda aktif rol aldıklarını çeşitli meslek gruplarında ve kuruluşlarda insanlara hizmet ettiklerini ve hepsinden önemlisi anne olarak nesiller yetiştirdiklerini vurguladı.

 

Ümmetin Kadınları

Programa “Ümmetin Kadınları” başlığı altında; Bosna, Filistin, Gana ve Doğu Türkistan’dan temsilciler katılarak ümmet coğrafyasını temsil ettiler.

Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subašić, programdaki konuşmasında Bosna-Hersek’te yaşanan soykırımın acısını ve annelerin adalet mücadelesini anlattı. Soykırımda en yakın ailesinden 22 kişiyi kaybettiğini belirten Subašić, bu acının sadece Bosna’ya değil, tüm insanlığa ait olduğunu vurguladı.

“Çocuklarımızı Müslüman oldukları için öldürdüler”

“Ben bir soykırım mağduruyum. En yakın ailemden 22 kişiyi kaybettim. Kocamı ve oğlumu kaybettim.” diyen Subašić Srebrenitsa’da yaşananların unutulmaması gerektiğini ifade ederek annelerin hakikat mücadelesine dikkat çekti: “Çocuklarımızı sadece Müslüman oldukları için öldürdüler. Dünya ise buna göz yumdu. Biz anneler acıya teslim olmadık; hakikatin ortaya çıkması için mücadele ettik.”

Soykırımın geride bıraktığı ağır tabloya değinen Subašić, binlerce yetim çocuğun yaşadığı travmayı şu sözlerle dile getirdi: “Soykırımdan geriye binlerce yetim kaldı. Bazı çocuklar babalarının neye benzediğini bile bilmiyor. ‘Babama benziyor muyum?’ diye soruyorlar.”

 

Acının sınırları aştığını belirten Subašić, Bosna ve Srebrenitsa’da yaşananların bugün farklı coğrafyalarda da tekrar ettiğini söyleyerek ekledi: “Bu acı sadece Bosna’nın değil. Saraybosna’da dökülen yaş neyse, Gazze’de, Doğu Türkistan’da dökülen yaş da odur.”

Annelerin nefret yerine dirayetle ayakta kaldığını vurgulayan Subašić, yeni nesillerin eğitimine dikkat çekti: “Biz çocuklarımızı nefretle değil, ilimle yetiştirdik. Onları doktor, mühendis, akademisyen yaptık. Bu bizim zaferimizdir.” Uluslararası topluma çağrıda bulunan Subašić, adaletin önemine şöyle işaret etti: “Kimsenin kimsenin çocuğunu öldürmeye hakkı yoktur. Suçluların adı konulmalı, adalet yerini bulmalıdır.”

Çeşitli tanıtım kliplerinin yer aldığı programda KT ve KGT’nin tarihini anlatan videolar,  lazer gösterisi, Bi’ Kadın Orkestrası Müzik grubunun canlı müzik performansı da yer aldı. Program hediye takdimlerinin ardından okunan dua ile sona erdi.