BASIN AÇIKLAMASI

Müslüman karşıtı ırkçılık ciddiye alınmalı

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Ali Mete, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele inisiyatifi Claim-Allianz tarafından yayınlanan “Müslüman Karşıtı Irkçılıkla İlgili Sivil Toplum Durum Raporu” münasebetiyle bir açıklama yaptı. “Her gün ortalama beş Müslüman karşıtı vaka yaşanıyor ve bu oran çok yüksek. Almanya’daki Müslüman nüfus büyük bir tehdit altında. Siyasiler acilen bu sorunla mücadele etmeli.” diyen Mete sözlerini şöyle sürdürdü:

“Almanya’da Müslümanların ne denli tehdit altında olduğu yeterince idrak edilmiş değil. Claim-Allianz geçtiğimiz yıl her gün beş Müslüman karşıtı vaka yaşandığını tespit etti. Bunlar sadece kamuoyuna yansıyan vakalar. İnternet ağları vasıtasıyla gerçekleşen vakalar istatistiklere dâhil değil. Rapor edilmeyen vakaların sayısının çok daha fazla olduğu açık, çünkü çok sayıda Müslüman, bir sonuç çıkıp çıkmayacağı konusunda güvenlik makamlarına ve adalet sistemine güven duymadıkları için maruz kaldıkları saldırılara dair resmî makamlara şikâyette bulunmuyorlar. Bu oldukça üzücü bir durum.

Claim-Allianz inisiyatifinin ortaya koyduğu durum raporu yasama organına çok sayıda görev yüklüyor; bunların başında mağdurların korunması ve güçlendirilmesi geliyor. Avrupa’daki muadilleriyle kıyaslandığında, Almanya’daki ayrımcılıkla mücadele yasası âdeta dişsiz bir kaplan gibi ve asgari düzeyde işlevliğe sahip. Bu da uygulamada çoğu zaman yeterli olmuyor. Ya süreler çok kısa ya da ispat yükümlülüğü çok zorlayıcı. Ya yasa hiç uygulanmıyor -örneğin resmî dairelerde- ya da dernekler için dava hakkı yok. Büyük ölçüde yetersiz finanse edilen danışmanlık yapısı da ayrı bir sorun.

Bu eksikliklerin giderilmesi için siyasilere de görev düşüyor. Müslüman karşıtı ırkçılık siyasilerin büyük bölümünce bir sorun olarak görülmüyor, hatta popülist tartışmalarla körükleniyor. İslam Toplumu Millî Görüş olarak bu sorunun acilen ele alınması çağrısında bulunuyoruz.

Müslüman karşıtı ırkçılık sadece Müslüman nüfusun hayatını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda demokrasinin temellerini de zayıflatıyor. Gereği gibi yapılmayan kovuşturmalar sadece failler olan ırkçıları ve aşırı sağcıları güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda dinî aşırıcılık yanlılarının da ekmeğine yağ sürüyor. Bu cenahtakiler mağdurların memnuniyetsizliklerini kendi amaçları doğrultusunda kullanıyor ve onları sözde düşmanları olan sisteme, yani özgür demokratik temel düzene karşı kışkırtıyorlar. Aşırıcılar da ırkçılar da aynı çirkin madalyonun iki yüzü.”